Sepetim 0,00 TL

Sektör Bilgisi

Yetenek Yönetiminde Ara:

 

Monster Katılımcı Yazarı Mine Kılıç,

Türkiye ilaç pazarında faaliyet gösteren 300 ilaç şirketi bulunuyor. Bu şirketlerin 53’ü yabancı sermayeli. 42 üretim tesisinin bulunduğu sektörde, üretici şirketlerin dışındaki şirketler, ilaçlarını fason üretimle ya da ithal ederek piyasaya sürüyor. 25 bin kişinin çalıştığı sektördeki şirketler, Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD), İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) ve Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) çatısı altında örgütleniyor.

Türkiye, ciro bazında dünyanın 13’üncü, Avrupa’nın ise 6’ıncı büyük ilaç pazarına sahip. Dünya ilaç sektöründen daha hızlı büyüyen Türkiye ilaç sektörü, 2007 sonu itibarıyla 9 milyar dolarlık ciroya ulaştı. 2013’te 15,2 milyar TL büyüklüğü yakalayacağı tahmin edilen Türkiye ilaç pazarının, sektörün geleceğinde önemli rol oynayacağı düşünülüyor.

İlaç sektörü, dünyada yüksek katma değer yaratan, ulusal ve uluslararası rekabetin yoğun olduğu stratejik öneme sahip bir sektör. Üretilen ürünlerin sağlığın ve yaşam kalitesinin devam ettirilmesini sağlaması, sektörün hayati önem taşıdığını gösteriyor. Günümüzde ilaç sektöründeki büyüme, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor. Bu anlamda Türkiye ilaç sektörü, dünya genelinden daha hızlı büyüyor. Uluslararası İlaç Araştırma Servisi’nin (IMS) 2007 verilerine göre, Türkiye ciro bazında dünyanın 13’üncü, Avrupa’nın ise 6’ıncı büyük ilaç pazarı. Son yıllarda dünyanın en büyük ilaç pazarları olan ABD, Avrupa ve Japonya’da büyüme oranları yavaşlarken, ülkemizin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan pazarlar yüksek oranda büyümeye devam etti.

Dünya ilaç sektörü 2000-2007 arasında ortalama yıllık yüzde 10 büyüme kaydetti ve 2007 sonu itibarıyla büyüklüğü 712 milyar dolara ulaştı. Türkiye ilaç sektörü aynı dönemde yüzde 30’a yakın büyüme gösterdi. Bu hızlı büyüme trendiyle 2007’de sektör 9 milyar dolarlık ciroya ulaştı. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) verilerine göre sektör, 2007’de kutu bazında yüzde 8, tutar bazında ise yüzde 14,5 büyüdü. 2006’da, bir önceki yıla göre yüzde 4,7’lik büyüme oranına ulaşan sektörün ciro bazında büyüklüğü 7 milyar dolardı. Dünya ilaç sektörünün 2007-2012 yılları arasında ortalama yüzde 5 büyüyeceği tahmin ediliyor. Yine IMS’ye göre, Türkiye ilaç pazarı 2005-2009 arasında yüzde 69 büyümeyle 13,5 milyar TL, 2013’te ise 15,2 milyar TL büyüklüğe ulaşacak.

Türkiye ilaç pazarında üretici ve ithalatçı olarak faaliyet gösteren 53’ü yabancı sermayeli 300 ilaç şirketi bulunuyor. Bu şirketlerin 14’ü yabancı sermayeli olmak üzere toplam 42 üretim tesisi mevcut. Üretici şirketlerin dışındaki şirketler, ilaçlarını fason üretimle ya da ithal ederek piyasaya sürüyor. Üretim sürecinde, Türkiye’de piyasaya sürülen ilaçlar toplam piyasanın yaklaşık yüzde 80’ini karşılıyor. Sektördeki şirketlerin tamamına yakını İstanbul ve çevresinde faaliyet gösteriyor. Altyapının daha uygun oluşu, ambalaj malzemeleri ve teknik personelin teminindeki kolaylıklar, ulaşım ve iletişim imkanları, sağlık kuruluşlarının Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşması gibi faktörler sanayinin büyük bir bölümünün İstanbul, Kocaeli ve Tekirdağ illerinde kurulmasına neden oldu. 25 bin kişinin istihdam edildiği sektörün, en fazla istihdam yarattığı pozisyon tıbbi satış temsilciliği. Bu pozisyonda işe giriş-çıkış oranı, sektörün diğer pozisyonlarına göre daha yüksek.

Türkiye, ilaçta en büyük 10 pazardan biri olacak

Uluslararası denetim, danışmanlık ve vergi hizmetleri şirketi PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) “2020’de İlaç Sektörü: Vizyon: Nasıl Bir Yol İzleyeceksiniz?” başlıklı raporuna göre, küresel ilaç pazarı 2020’de iki kat büyüyerek 1,3 trilyon dolara ulaşacak.

Rapora göre:

  • Dünya genelinde ilaç talebindeki hızlı artış, küresel düzeyde nüfusun artışı, yaşlanma, obezitenin yaygınlaşması ve refah düzeyinin artması, sektörün büyümesini hızlandıracak.
  • Türkiye, en büyük 10 pazardan biri olacak.
  • 2020’de dünya genelinde her 5 ilaçtan 1’inin E7 olarak anılan gelişmekte olan ülkeler Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Rusya ve Türkiye’de satılması bekleniyor.
  • Çin’in dünyanın en büyük ikinci ya da üçüncü pazarı olacağı tahmin edilirken, Türkiye ve Hindistan’ın en büyük 10 ilaç pazarı içerisinde yer alacağına kesin gözüyle bakılıyor.


Raporda Türkiye’nin dikkat çeken büyümesi Amerikan İlaç Üreticileri Derneği (PhRMA) Başkan Yardımcısı James Class tarafından da vurgulanıyor. Class, “Bu kadar dinamik bir pazara yabancı sermayenin kaymaması mümkün değil. Türkiye o kadar cazip bir pazar olacak ki, Türkiye’ye yatırıma gelen ABD şirketleri yerli sermayeye katılmak zorunda kalabilir” açıklamasını yapıyor.

Sektörde yabancıların payı artıyor


İlaç üretiminde AB ülkeleriyle karşılaştırılabilir bir düzeye ulaşan Türkiye ilaç sektörü, yabancı yatırımcılar için cazip hale geldi. Bunun sonucu olarak da çokuluslu şirketler yerli şirketlerle işbirliği yapmaya başladı. Yerli ilaç sektörünün en büyük şirketlerinden Eczacıbaşı İlaç, 2007’de hisselerinin yüzde 75’ini Çek Cumhuriyeti menşeli Zentiva’ya sattı. Bununla birlikte Türkiye’deki en büyük 20 ilaç firmasının 15’i yabancı sermayeye dahil oldu. Yabancı sermayenin Türkiye pazarında ses getiren en önemli girişimi, 2003’te Fako İlaç’ın 63 milyon dolara Actavis Grubu’na satılmasıyla gerçekleşti. 2006’da Actavis, Fako’nun kalan yüzde 11’lik hissesini de satın aldı. İlsan-Hexal, 2005’te Novartis’in Alman Hexal AG ilaç şirketini satın almasıyla birlikte Türkiye’de Sandoz İlaç olarak faaliyete başladı.

Yabancı sermayeli şirketlerin toplam ilaç piyasasındaki payı 2004’te yüzde 64 iken, 2007 sonunda bu oran yüzde 70’e yükseldi. Eşdeğer (jenerik) ilaç üreticisi firmalardaki yabancı pazar payı son 5 yılda yüzde 23’ten yüzde 38’e çıktı. Novartis, Pfizer, Eli Lilly ve Merck gibi dünya ilaç devlerinin aralarında bulunduğu yaklaşık 70 üyenin oluşturduğu ABD Araştırmacı ve Üretici İlaç Şirketleri Birliği’nin (PhRMA) yayınladığı “Uluslararası Ticaret Engelleri-2006” adlı raporda Türkiye’nin insan kaynakları, büyük pazarlara yakınlığı ve hızla gelişen iç pazarıyla ilaç sektöründe küresel bir oyuncu olabileceği belirtiliyor. İstatistikler de Türkiye’de yabancı ilaç firmalarının sektördeki ağırlıklarını yıldan yıla daha da artırdıklarını ortaya koyuyor.

Abdi İbrahim sektörün lideri 


2007’de Türkiye ilaç pazarının hem kutu hem de ciro bazında lideri, beş yıldır olduğu gibi, Abdi İbrahim İlaç şirketi oldu. Şirketin 2007 yılı toplam cirosu 639 milyon dolara ulaştı. 2007’deki yüzde 30’luk oranla sektörden daha fazla büyümeyi başardı. Ciro olarak yerli şirketler arasında ilk üçteki diğer şirketler sırasıyla, Bilim İlaç ve Sanovel. Yabancı şirketler arasında ciro bazında ilk üçte, Novartis, Sanofi-Aventis ve Pfizer yer alıyor. 2’si yerli, 3’ü yabancı şirket olmak üzere ciro bazındaki genel sıralamada ilk 5’te; Abdi İbrahim, Novartis, Sanofi-Aventis, Bilim İlaç ve Pfizer yer aldı. Listede ilk 20’de yer alan şirketlerin 15’ini yabancı şirketler oluşturuyor.
  

En çok antibiyotik tüketiyoruz


2007’de pazara yeni giren ilaçların yarattığı genişleme ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesiyle ilaca erişimin kolaylaşması, ilaç satışlarının da artmasını beraberinde getiriyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) verilerine göre, 2007’de Türkiye’de reçeteli ilaç pazarında 6,2 milyar euro değerinde 1 milyar 300 milyon kutu ilaç satışı gerçekleşti. IMS verilerine göre, 2007’de antibiyotikler yüzde 16,2’lik oranla en fazla tüketilen ilaç grubu oldu. Toplam pazarın 1 milyar 460 milyon dolardan fazla bölümü antibiyotiklere ait.

En çok satılan ilaçlar listesinde ikinci sırada alimenter tedavi ve metabolizma ilaçları (mide ve şeker hastalığı ilaçları dahil) yer alıyor. 2007’de şeker hastalığı ilaçlarının satışında ciddi artış gerçekleşti. Bu ilaçların satışı 2007’de bir önceki yıla göre yüzde 35 arttı. Listede üçüncü sırada kardiyovasküler ilaçları (kalp ve kolesterol düzenleyici ilaçlar) yer alıyor. İlk üçün ardından psikiyatri ilaçları geliyor. 2007’de kanser ilaçlarının tüketiminde de artış gerçekleşti. Bu alanda pazarda yüzde 40’lık büyüme kaydedildi.

Sektör 10 yılda değişecek


Mali ve danışmanlık denetim şirketi Deloitte, sağlık sektörünü ele aldığı “Sağlık Sektörünün Geleceği: 2015’te Başarı İçin Stratejiler” başlıklı raporunda ilaç sektörünü gelecekte nelerin beklediğini tespit etti.

Rapora göre:

  • Dünya genelinde ilaç talebindeki hızlı artış, küresel düzeyde nüfusun artışı, yaşlanma, obezitenin yaygınlaşması ve refah düzeyinin artması, sektörün büyümesini hızlandıracak.
  • Sağlık sektörünün önemli bir bölümünü oluşturan ilaç şirketlerinin gelecekte yenilikçi ürün portföylerini geliştirmeleri gerekecek. Buna göre, sağlık sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin önümüzdeki 10 yılda başarıyı güvence altına alabilmek için kurumsal önceliklerini belirlemeleri gerekiyor.
  • 2006-2015 arasında pek çok şey değişecek, ancak şirketlerin başarı kriterleri olan kârlı büyüme, yüksek itibar ve ürün portföyünün gücü değişmeyecek.
  • Sağlık sektörünün geleceği, özellikle ilaç şirketleri açısından, yeni ürün ve hizmetlere bağlı olacak. Şirketlerin maliyetlerini azaltırken, daha çok sayıda yenilikçi ürünü piyasaya sunmaları gerekecek.
  • Ar-Ge yaklaşımlarını gözden geçirerek daha etkin hale getirmeleri gereken şirketler, geleneksel satış ve pazarlama yaklaşımlarını da değiştirmek zorunda kalacak.
  • Gelişmekte olan pazarların sektörün geleceğinde büyük rol oynayacak. Şirketlerin gelişmekte olan pazarlarda Ar-Ge de dahil olmak üzere pek çok alanda önemli miktarda yatırım yapması gerekecek.
  • 2015’e kadar sektördeki şirketlerin toplam gelirlerinin yüzde 25’inden fazlasını gelişmekte olan ülkelerden elde etmesi bekleniyor. Sağlık sektörü açısından cazip olan dört bölge: Çin, Orta Avrupa ülkeleri, Rusya ve Doğu Avrupa ülkeleri.
  • Sektörde birleşme ve satın almalar devam edecek.

İlaçta Ar-Ge’ye ihtiyaç var

Deloitte’un raporunda da belirtildiği gibi gelecekte ilaç sektöründe Ar-Ge’ye ağırlık veren şirketler ayakta kalacak ve rakipleriyle mücadele edebilecek. Ar-Ge, sektörde var olmak isteyen şirketlerin önem vermesi gereken alanlardan birisi. Dünyadaki bütün Ar-Ge harcamalarının yüzde 20’si ilaç sektöründe gerçekleştiriliyor. İlaç sektörünün dünyadaki Ar-Ge bütçesi yaklaşık 90 milyar dolar.

Avrupa ülkelerindeki şirketler, Ar-Ge yatırımlarına cirolarından ortalama yüzde 15’lik pay ayırıyor. Türkiye’de ilaç sektöründe Ar-Ge çalışmalarına 30 milyon dolar ayrılıyor. Ülkemizin küresel yatırımlardan daha fazla pay almasının yolu, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermesi ve yatırım ortamını iyileştiren önlemleri almasından geçiyor. Türkiye’nin 20 milyar dolarlık sağlık harcamasının 11 milyar dolarını ilaç sektörü oluşturuyor. Bu rakamın 5 yıl içinde iki katına çıkması bekleniyor.

Pfizer, dünya Ar-Ge şampiyonu 

PwC’nin dünyadaki en aktif 1250 şirket üzerinde yaptığı araştırma, ilaç sektörünün Ar-Ge’ye en fazla yatırım yapan sektör olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmada:

  • 1250 şirket arasında yapılan Ar-Ge yatırımları sıralamasında birinci sırayı araştırmacı ilaç firması Pfizer aldı. Pfizer, 2006’da Ar-Ge’ye 7 milyar 760 milyon dolar yatırım yaptı. 50 milyar dolardan fazla ciroya sahip olan şirketin yaşam damarını Ar-Ge oluşturuyor. Şirkette Ar-Ge yatırımı yalnızca laboratuvarda değil, personel eğitiminden pazarlama tekniklerine kadar pek çok alanda gerçekleştiriliyor.
  • 7 milyar 280 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımıyla Johnson & Johnson üçüncü, GlaxoSmithKline 6,92 milyar dolarla 7’nci, Sanofi-Aventis 5,94 milyar dolarlık yatırımıyla 12’nci, Roche 5,52 milyar dolarla 15’inci ve Novartis 5,48 milyar dolarlık yatırımıyla 16’ncı sırada yer alıyor.
  • Araştırmacı ilaç firmalarının ciro ve kârlarından, araştırma için ayırdıkları fonların oranı yüksek. 2006’da Amgen şirketi cirosunun yaklaşık dörtte birini Ar-Ge çalışmalarına ayırdı. Sanofi-Aventis ise kârının yüzde 93’ünü Ar-Ge yatırımlarına harcıyor.


Türkiye ilaç sektörünün lider markası Abdi İbrahim, ilaçta Ar-Ge alanında çalışmalar yapmak üzere 2008’de bir Ar-Ge merkezi kurdu. 37 milyon dolarlık yatırımla kurulan Ar-Ge merkezi için 2009 yılı bütçesinden 20 milyon dolar ayrıldı. Merkezde değer katılmış eşdeğer ilaçlar üretilecek ve uluslararası kuruluşlarla ortak projeler gerçekleştirilecek. Merkezde üretilen ilaçların ruhsatları alınarak ABD ve Avrupa ülkelerine ilaç satışı gerçekleştirilmesi planlanıyor. İnsanların tedavi süreçlerinde eşdeğer ilaçları kolay kullanmaları ve maliyetinin orijinal ilaca göre daha düşük olması gibi yararlar sağlamak amaçlanıyor. 

Türkiye’de kişi başı ilaç tüketim oranı düşük


Ar-Ge harcamaları açısından Avrupa ve ABD’den geri olan Türkiye, ulusal gelirden ilaç harcamalarına ayrılan pay ve kişisel gelirin ilaç harcamalarına oranı açısından pek çok ülkeyi geride bırakıyor. Tıp Kurumu’nun son raporunda Türkiye’nin ulusal gelirini ilaca harcama oranında ABD’yi ve Avrupa ülkelerini geride bıraktığına işaret ediliyor. Rapora göre, ilaç tüketiminde dünya lideri olan ve dünya ilaç pazar payının yarıya yakınına sahip konumdaki ABD’de ilaç harcamalarının ulusal gelire oranı yüzde 1,50. Aynı oran, Fransa’da yüzde 1,15, Almanya ve Meksika’da 0,95, İtalya’da 0,80, İngiltere’de de 0,70.

Türkiye’de ise ilaç harcamalarının ulusal gelire oranı 1,85. Buna rağmen Türkiye’de kişi başı yıllık ilaç tüketimi diğer ülkelere göre daha düşük. Ancak bu, kişi başı gelir ya da ulusal gelirden ilaç harcamasına ayrılan payın küçük olduğunu göstermiyor. Avrupa’da yıllık kişi başı ilaç tüketimi 500 ve ABD’de 900 dolarken, Türkiye’de bu rakam 126 dolar. Türkiye’nin 2010’da ilaç tüketiminde 10’uncu sıraya çıkması bekleniyor. Kişi başına tüketimin az olması, yabancı ilaç üreticilerinin Türkiye’yi tercih etmesini sağlıyor. 

İhracat pazardaki büyümeye bağlı olarak artıyor 


IMS verilerine göre Türkiye ilaç sektöründe gerçekleşen büyüme, ihracatın da artmasını sağladı. 2006’da yüzde 10 büyümeyle 311 milyon dolar olan ihracat, 2007 sonunda yaklaşık yüzde 15 büyümeyle yaklaşık 360 milyon dolara ulaştı. İhracattaki bu artışta, 2007’de yabancı şirketlerin Türkiye pazarına girmesiyle birlikte yerli şirketlerin yurtdışına açılması etkili oldu. Abdi İbrahim ile Bilim İlaç, Ortadoğu’da gücünü artırırken, Mustafa Nevzat şirketi ABD ilaç pazarına girdi. Geçen yıl gerekli başvuruları yapıp ilaçlarını onaylatan şirket, 2007’de ABD’ye ilk sevkiyatını gerçekleştirdi.

Türkiye ilaç sektöründe ihracat 1985’te artış göstermeye başladı. 1989’da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 37 gibi çok önemli boyuta ulaştı. 1990’da bu oran yüzde 19’a geriledi. Son yıllardaysa ilaç üretiminde merkez konumunda olan AB ülkeleri ve ABD gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 100’den fazla ülkeye ihracat yapılıyor. 2006’da en fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla; Almanya (61 milyon dolar), İsviçre (30 milyon dolar), İngiltere (28 milyon dolar), ABD (21 milyon dolar), KKTC (18 milyon dolar), Cezayir (15 milyon dolar), Danimarka (13 milyon dolar), Belçika (13 milyon dolar), Kazakistan (8 milyon dolar), Azerbaycan (6 milyon dolar) ve Hindistan (5 milyon dolar) idi.

AB, Dünya Sağlık Örgütü’nün ilkelerini belirlediği İyi Üretim Uygulamaları (GMP) kurallarını 1984’te yürürlüğe koydu. AB’ye uyum çalışmaları çerçevesinde Sağlık Bakanlığı, GMP kurallarını 1 Ocak 1995’ten itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe koydu. AB’ye ilaç ihracatı yapabilmek için bu kurallara uymak gerekiyor. İrlanda, ilaç ihracatında kısa sürede gerçekleştirdiği yenililiklerle bu alanda güçlü konuma geldi. 1990’larda Türkiye ile İrlanda’nın ilaç ve kimyasal hammadde ihracatı neredeyse aynıydı. İrlanda ilerleyen yıllarda ilaç sektöründe rekabetçi olmak için bir dizi düzenleme yaptı. Teşvik çıkarıldı, vergiler düzenlendi, işgücü yetiştirildi. Sonunda İrlanda ilaç ihracatını 2006’da 45 milyar dolara kadar çıkardı, bugün ülkenin ilaç ihracatı 50 milyar dolara yaklaştı. Bu, dünya ilaç ihracatının yüzde 10’unu oluşturuyor.

İthal ilaçların pazar payı hızla artıyor


İlaç sektöründe genellikle çok yeni yüksek teknoloji gerektiren ya da biyoteknoloji ürünü olduğu için belirli üretim merkezlerinde üretilebilen ilaçlarla, tüketimi az olduğundan Türkiye’de üretimi ekonomik olmayan ilaçlar ithal ediliyor. Bunlar arasında, bazı serum ve aşılar, kanser ilaçları ve hormonlar gibi ilaçlar bulunuyor. Bu ilaçların yanı sıra, ilaç üretiminde kullanılan hammaddelerin büyük bir kısmı da ithal ediliyor. Türkiye’de ilaç ithalatı yüzde 14’lük büyümeyle 2007’nin ilk 10 ayında 2,8 milyar dolara ulaşırken, yılsonunda 3,4 milyar dolar seviyelerine yükseldi. 2006’da 3 milyar dolarlık ilaç ithalatı yapılmıştı. Aynı yıl yüzde 10,3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2007’de yüzde 10,1 olarak gerçekleşti. 2001’de satılan toplam ilacın kutu bazında ithal oranı yüzde 9 iken, bu oran 2007’de yüzde 18’e yükseldi. Pazarda ithal ilaçlara ciddi anlamda bir yönelme söz konusu. İthal ilaçların parasal olarak pazar payıysa 2007’de yüzde 48’e yükseldi. Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre, Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler arasında; Almanya, ABD, Fransa, İngiltere, İsviçre, İtalya, İrlanda, İspanya, İsveç ve Danimarka yer alıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilaçlar üzerinde yapılan kontroller sonunda verilen Kontrol Belgesi, ithalat sırasında ülkelerin gümrükleri tarafından inceleniyor.

Sektörün yasal çerçevesi


Türkiye İlaç Endüstrisi çok özel üretim teknolojisi gerektiren biyoteknoloji gibi ürünler dışında her türlü ürünü Dünya Sağlık Örgütü’nün kurallarına uygun olarak üretiyor. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de uluslararası norm ve standartlar uygulanıyor. 1995’te Patent Yasası yayınlanarak, ilaç ve hammaddeleri, ürün ve üretim yöntemi bazında patent kapsamına alındı. 1999’da yürürlüğe giren yasaya göre patent kapsamındaki ilaçlar 20 yıllık koruma süresine sahip. Patent Yasası ayrıca, şirketlerin ürünün ruhsatlandırılması için yasal otoritelere sundukları klinik test sonuçları gibi verilerin üçüncü kişilere açıklanmasını engelleyen “Veri Koruması”nı da içeriyor.

Mart 2004’te başlayan Referans Fiyat Uygulaması sektörün daha şeffaf bir yapıya kavuşmasını sağladı. 2004’ten önce ilaç fiyatları maliyet ve karın toplamı modeline dayalı olarak belirleniyordu. Mart 2004’ten sonra yeni sisteme göre Türkiye’de ilaç fiyatları, Sağlık Bakanlığı’nın tespit ettiği AB’ye üye 5 ülkedeki (Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan) fiyatlar referans alınarak belirlenmeye başlandı. AB İlaç Ruhsatlandırma Kriterleri kabul edilerek ruhsatlandırmadaki yükümlülükler genişletildi. Ayrıca Türkiye’de, İlaç Tanıtım Yönetmeliği, Ambalajlama ve Etiketleme Yönetmeliği, İlaç Araştırmaları Yönetmeliği, Kozmetik Yönetmeliği, İyi Klinik Uygulamaları (GCP), İyi Laboratuvar Uygulamaları (GLP), İyi Dağıtım ve Depolama Uygulamaları (GDP) ile ilgili yönetmelikler, AB kurallarıyla uyumlu hale getirildi.

Sektördeki sivil toplum kuruluşları


İlaç sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından biri Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD). Dernek, Türk ilaç sanayisinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla 1951’de kuruldu. Bugün 38 üyesi bulunan dernek, ilaç ve ilaç hammaddesiyle yardımcı madde ve malzemelerin imalatı ve gelişmesi için gerekli çalışmaları yapmak, ruhsat ve iznin alınmasını sağlamak, ilaç fiyatlarının sanayinin gelişmesine imkan verecek şekilde düzenlenmesine katkıda bulunmak gibi faaliyetleri yürütüyor.

Sektörün bir diğer kuruluşu İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), 1964’te Sendikalar Yasası çerçevesinde kuruldu. Sendikaya, ilaç sektöründe faaliyet gösteren 43 üye şirket bulunuyor. İEİS, teknolojinin en ileri imkanlarından yararlanarak, en iyi ilacı en verimli sistemle tüketiciye ulaştırmayı, bu sayede insan sağlığı ve ülke ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) ise, hastaların yeni ve orijinal ilaçlara erişimini sağlamak ve Türkiye’de sağlık sorunlarına etkin çözümler bulunmasına katkıda bulunmak amacıyla, araştırmacı ilaç firmaları tarafından 2003’te kuruldu. 36 araştırmacı ilaç firmasını çatısı altında toplayan AİFD, Türkiye’de bilimsel çalışmaların, klinik araştırma tabanının geliştirilmesi ve güçlendirilmesini amaçlıyor.
 

Türkiye’de yeni teknolojiler ve eşdeğer ilaç tüketimi teşvik edilmeli


Hızla büyüyen ilaç sektöründe Türkiye’nin dünya pazarlarında rekabet düzeyi yüksek bir konuma gelebilmesi için, yeni teknolojilere özellikle biyoteknolojiye ve nanoteknolojiye uyum sağlanması, teknoloji geliştirilmesi ve Ar-Ge faaliyetlerinin özellikle geleceğin ilaçlarına dönük olarak planlanması gerekiyor. TÜBİTAK’ın, Cumhuriyetin 100. yılına kadar teknoloji alanında ülkemizde yapılması gerekenleri belirlemek ve bu alanda yönetimlere, endüstri sektörlerine ve bilim adamlarına ufuk çizebilmek için yayımladığı “Vizyon 2023 Teknoloji Öngörü Projesi”nde ilaç sektörü için gerçekleştirilmesi gereken hedeflerden söz ediliyor. Projeye göre; yaşam bilimleri ve biyoteknoloji alanlarında yetkinlik kazanılarak yüksek teknolojili tedavi sistemleriyle malzeme ve cihazların geliştirilmesi ve yurtiçinde üretilmesi gerekiyor.

Türkiye ilaç sektörünün gelişmesinde önemli bir kriter de eşdeğer ilaç politikalarının geliştirilmesi. Eşdeğer ilaçlar, orijinal ilacın koruma süresi bittikten sonra satışa sunulan ve orijinal ilaçla aynı farmakolojik etkilere sahip olan ürünler anlamına geliyor. Eşdeğer ilaçla orijinal ilaçların üretimi aynı aşamaları içeriyor, ancak eşdeğer ilaçların ruhsatlandırılması sırasında orijinal ilaç üreticileri tarafından yapılan yüksek maliyetli klinik test deneyleri tekrarlanmıyor. Bu da eşdeğer ilaçların orijinallerine göre daha uygun fiyatla satılmasını sağlıyor. Tüm dünyada eşdeğer ilaç tüketimi teşvik ediliyor. Patent dışı ürün pazarında tasarruf sağlayarak yeni ilaç ve tedavilere kaynak yaratmak amacıyla Avrupa ve ABD’de eşdeğer ilaç tüketimi için teşvik politikaları uygulanıyor.

ABD’de bir ilacın koruması bitmiş ve eşdeğeri piyasaya çıkmışsa yüzde 90 oranında eşdeğer ilaç tercih ediliyor. Eşdeğer ilaç kullanımı sayesinde AB ülkelerinde her yıl 20 milyar euro tasarruf sağlanıyor. Türkiye’de ise IMS verilerine göre kutu bazında eşdeğer ilaç kullanım oranı yüzde 51. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) verilerine göre, Türkiye’de 2007’de eşdeğer ilaç tüketimiyle 808 milyon TL tasarruf sağlandı. Türkiye’nin rekabet gücünün ve ihracat potansiyelinin artması için eşdeğer ilaç kullanımının devlet tarafından desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor.  

 

Makaleyi puanla:
 
Ortalama puan:
 
Toplam puan:
29
 

*=Doldurulması gereklidir
(e-posta adresi)
(e-posta adresi)
(arkadaşının adını yaz),
(adını yaz)

E-posta gönderilmiştir. Teşekkür ederiz.
Sayfayı yazdır